Mesnevi Sözleri


Mesnevi, özellikle Arap, Fars ve Osmanlı edebiyatında kendi aralarında uyaklı beyitlerden oluşan ve aruz ölçüsüyle yazılan divan edebiyatı şiir biçimidir. Bir anlamda Divan edebiyatında manzum hikayelerin yazıldığı bir biçim olarak da tanımlayabiliriz. Mevlana'nın ünlü tasavvufi mesnevisi 25.700 beyitten oluşmuştur. Mevlana eserine ayrı bir isim koymamıştır; eser, nazım türü olan mesnevi adı ile bilinir. Mesneviler aşk, dini ve tasavvufi, ahlaki-öğretici, savaş ve kahramanlık, bir şehri ve şehrin güzelliklerini anlatma, mizah gibi türlü konularda yazılmıştır. Divan edebiyatında roman ve hikaye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. Bu sayfada Mevlana'nın Mesnevi'sinden alıntılanmış güzel, anlamlı, özlü sözler, öğütler ve mesneviden aşk sözleri, mesneviden inciler, yer almaktadır. Sayfanın en altından Mevlana'nın diğer konular hakkında (aşk, ölüm, insanlık, dua, vb.) sözlerini içeren sayfalara da bakabilirsiniz.
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
Yunus Emre bir gün Mevlânâ'ya "Mesnevi'yi sen mi yazdın?" diye sorar. O da "Evet!" deyince: "Uzun yazmışsın. Ben olsam: Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm derdim biterdi." demiş.
Sen de var olarak görünen deriden ibarettir. Fâni görünen yok mu? Asıl var olan odur işte!
İyi suyun tadını tatmayan kör kuşa, acı su kevser görünür.
Huzurda bulunan biedep kişi, huzurda bulunmayan kişiden daha hoştur. Halka da eğridir ama nihayet kapıda değil mi?
Nefsi en iyi şu dört şey terbiye eder: Susmak, açlık, yalnızlık, uykusuzluk.
Aşk-ı zikretmek için, söz dudağa gelmeden önce, cemre gibi yüreğe düşmelidir.
Peygamber, 'Allah'tan cenneti istiyorsan kimseden bir şey isteme. Kimseden bir şey istemezsen ben kefilim, cennete de girersin, Allah'a da ulaşırsın' dedi.
Başımı o denizden çıkarayım desem! Balığım ya; nefesim kesilir.
Her şey maşuktur, aşk bir perdedir. Yaşayan maşuktur, aşık bir ölüdür.
Ey Allah, feryadımıza yetiş; sen ne güzel yardımcısın! Ey Allah, yüz binlerce tuzak ve yem var, bizler de yemsiz kalmış halis kuşlar gibiyiz. Sen bizi her zaman tuzaktan kurtarmaktasın. Ey gani ve müstağni Allah, biz yine bir tuzağa doğru gitmekteyiz!
Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.
Suskunluğum asaletimdendir, yoksa her söze verilecek cevap vardır. Lakin! Bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye.
Şüphe yok ki kötü bir arkadaş olan nefis, yırtıcı bir kurttur. Sen ona bak, ne diye her arkadaşa bahane bulup duruyorsun?
Gönlü, gönül vermekten başka bir şeyle elde edemezsin.
Dildaşlarından ayrı düşen, yüz türlü nağmesi olsa bile dilsizdir.
Nice ihlas sahibi vardır ki ağlar, sızlar, dua eder. Duasındaki ihlas dumanı da göğe kadar gider.
Baharların tesiriyle yaş yeşerir mi? Toprak ol ki renk renk çiçekler bitiresin.
Sevmek kuru odunlar gibi sessiz sakin yanmaktır.
Kul, efendisinin huzurunda değilken de kulluğunu korur, itaatten çıkmazsa bu kulluk, iyi ve hoş bir kulluktur.
Senin mağlubundum, senin sarhoşundum. Elim senin kuvvet ve kudretinle bağlıydı. Padişah mağlup olana acımaz mı? Mağlup, adeta yok demek değil midir?
Dünya; dedikodu, tartışma ve bahis kuyusudur. Bu kuyuya düşersen sağlam çıkamazsın.
Emek ver, kulak ver, bilgi ver, ama sakın boş verme.
Acz, nidanın madenidir. İhtiyaç duanın menbaıdır.
Allah'tan başka herkes düşmandır, dost O'dur. Şu halde dosttan düşmana şikayetlenmek iyi bir şey mi?
Allah, alemi bir kere "kün" (ol!) demekle yaratmaya gücü yetmez miydi? Bundan şüphen mi var?
Yalnızlık Allah'a mahsus her canlı bir eş arar, taşın kalbi yok ama onu bile yosun sarar.
Sabır ilacı, gözlerin perdesini yakar, göğüsleri, gönülleri yarıp açar.
Nuru bir su bil, suya yapış, suyu elde ettin mi ateşten korkma! Ateşi su söndürür.
Sır gibi seversen eğer, muradın gerçekleşir. Çünkü tohum, toprağa gizlenirse yeşerir.
Mademki topraktakilerin feryadından kaçmaktasın. Kederlilerin yüreğine niye gam saçarsın?
Mum olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerek.
Gözyaşının bile görevi varmış. Ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.
Nakşın eli yok ki, müdafaa edebilsin. Konuşmaya iktidarı yok ki; zararını - faydasını söylesin.
Kınamak, kaynatılmış ilaç ve hap gibidir; içer, yahut yutarsa uzun bir müddet ızdırap ve elem içinde kalırsın. Tatlı yersen onun zevki bir andır, tesiri öbürü kadar sürmez.
Cahilin eziyetlerine sabretmek, ehil olanlara ciladır. Nerede bir gönül varsa sabırla cilalanır.
Huy peşinde yürü, iyi huyluyla düş kalk. Gül bağına bak, nasıl gülün huyunu almış.
Sana bazen sensin derim, bazen de benim derim. Ne dersem diyeyim, ben aydın ve parlak bir güneşim...
Yavaşlık, Allah ışığıdır. Çabukluk ise Şeytanın dürtmesinden meydana gelir.
Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak.
Sabırlı kuş, bütün kuşlardan daha iyi uçar.
Gönül isterse el, parmaklarla hesaba girişir, yahut kitap yazar.
Gül, o güzel kokuyu, dikenle hoş geçinmekle kazandı.
Sende de her an hazan ve bahar var. Gönül bahçesinin yemyeşil, terütaze, goncalar, güller, serviler ve yaseminlerle dolu olduğunu gör! Yaprakların çokluğundan dal gizlenmiş; güllerin fazlalığından kır ve köşk görünmüyor.
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı, nasıl ki, çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluksa, insanı da ayakta tutanda benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.
Ey diken arayan kimse! Cennete girsen bile, orada senden başka diken bulunmaz.
O kurban günü, korkunç bir kıyamettir. Müminlere bayramdır, öküzlere helak olma günü.
Ey aşağılık dünya ayrılığına sabredemeyen dost, Allah ayrılığına nasıl sabredeceksin?
Bir kaç gün su içmeyi bırak. Ağzını ebediyet şarabına daldır ki hakikat içesin.
İki deniz gibi olan gözlerimin incilerle dolması için, gam toprağını gözüme sürme gibi çekmekteyim.
Misafir olan kimse, beraberce götüremeyeceği bir şeye kalbini bağlamaz.
İlâhî! Biz hiçiz, varlıklarımız dahi yoktur, yokluğu gösteren sensin, varlığı mutlak olan yine sen.
Zavallı akıl, gönül kıran bir insafsızı bulur da onu bağrına basar. Ruh da yol kesen eşkıyayı bulur, onu kendine dost sanarak; alır, gönül evine getirir.
Bizim susuzluğumuz tulumla, küple, testiyle, kadehlerle giderilemez. Bizi güzelliğinizin , aşkınızın ırmağına doğru çekin,götürün.
Aşıktan daha deli kimse yoktur. Akıl, onun sevdasına karşı kördür, sağırdır.
Ey her an benim gibi, çaresiz kalmış, yüzlerce kişinin imdadına yetişen, çareler bulan sevgili, şu gönül çocuğuna süt ver de bizi sağa sola koşmaktan kurtar!
Gönül, seni gönül ehlinin diyarına; ten, seni su ve çamur hapsine çeker.
Dinle, bu ney neler hikâyet eder, ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.
Herkes kendi anlayışına göre benim yârim oldu. İçimdeki esrârı araştırmadı.
Sanır mısın ki benim sözüm sadece bir sözdür.
Sabır, gamdan kurtulmak için anahtardır. Ey gönül! Sabırlı ol! Aşk sabretmektir!
Bir garip görürsen bir yerde sevindir. Dikeni gül eyleyen bil ki; dilindir.
Dünyanın lütfetmesi ve yaltaklanması, hoş bir lokmadır, ama az ye. Çünkü ateşten bir lokmadır!
Ey hikmetine hayran olduğum Allah, mademki dua etmemizi emrettin, bu emrettiğin duayı sen kabul et.
Allah kimin ruhuna mihenk korsa ancak o kişi, yakini şüpheden ayırt edebilir.
Kuru duayı bırak! Ağaç isteyen tohum eker!
Ne insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok, ne elbiseler gördüm içinde insan yok.
Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.
Aşk öyle engin bir denizdir ki ne başlangıcı ne de sonu vardır.
Günün adamı olmaya çalışma, hakikatın adamı olmaya çalış. Çünkü gün değişir, hakikat değişmez.
Ey gönül! Kopan her ip istenirse bağlanır, ama bağlanan yerde düğüm kalır.
Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.
Hayat bir uykudur, ölünce uyanır insan; sen erken davran ölmeden önce uyan.
Din yolunda sarf etmek üzere kazandığı mala, Peygamber "ne güzel mal" demiştir.
Susmak; mana eksikliğinden değil, belki mananın derinliğindendir.
Eğer dua için temiz bir nefesin yoksa temiz gönüllü bir dost bul da ondan dua iste.
Sonu düşünmek hassası da onun ibareleridir. Allah'ın işaretlerini canına nakşederek ve o işarete vefakarlık ederek can verirsen. Sana nice sır işaretleri bahşeyler; senden yük kaldırır, seni iş güç sahibi eder.
Aşk şeriatı, bütün dinlerden ayrıdır. Aşıkların şeriatı da Allah'tır, mezhebi de.
Gönül isterse, ayak raksa girer, yahut yavaş yürürken hızlı yürümeye başlar.
Ey eski cihana taze can olan! Cansız ve gönülsüz bir hale gelmiş olan tenden çıkan feryat ve figanı işit! Allah aşkına olsun, artık gülü anlatmayı bırak da gülden ayrılan bülbülün halini anlat!
Yaşamak direnmektir, sevmek güvenmektir. Unutma, insan çoğu zaman dünyanın hakimi, bazen de küçük bir kalbin esiridir.
Ey gül! Topraktan Allah diyerek çıktığın için mi bu kadar güzelsin.
Yıllarca gönüller yırtan, kalblere elem veren taş oldun; bir tecrübe et, bir zaman da toprak ol!
Minareden düşenin parçası bulunur, bulunur da; gönülden düşenin parçası bulunmaz.
Ne güzel beydir yoksulun kapısındaki bey; ne kötü yoksuldur beyin kapısındaki yoksul...
Gönül ne tarafı işaret ederse, beş duyu da eteklerini toplayıp o tarafa gider.
Allah'tan edebe muvaffak olmayı dileyelim. Edebi olmayan kimse, Allah'ın lûtfundan mahrumdur.
Bir aşık, hayra şerre bulanabilir. Sen onun hayrına şerrine bakma, himmetine bak!
Hiç buğday ektin de arpa verdiğini gördün mü? Hiç attan eşek sıpası olduğunu gördün mü?
Kimin kalbinde kapı açılırsa gönül göğünde yüzlerce güneş görür.
Bir insanın gönlüne bir neş'e, bir sevinç gelse bu neş'e, bu sevinç, birisini neşelendirmesine, sevindirmesine karşılıktır...
Ey müslüman, edep nedir diye arar sorarsan bil ki edep, ancak her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül etmektir.
Sen damlada gizlenmiş bir bilgi denizisin; üç karışlık bedende gizlenmiş bir dünyasın...
Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki!
Yarabbi, nurumuzu kıyamette de fazlalaştır, tamamla. Bizi kahredici kötülüklerden kurtar.
Nefis çok öğülmesi yüzünden Firavunlaştı. Alçak gönüllü, hor, hakir ol; ululuk taslama! Elinden geldikçe kul ol,sultan olma! Top gibi zahmet çekici ol, çevgan olma! Yoksa; senin bu letafetin, bu güzelliğin kalmayınca o, seninle düşüp kalkanlar, senden usanırlar.
Aşk her şeydedir ama hiçbir şeyde görünmez.
Ayıplarım seni ey gönül; hal bilmeze hal sorarsın, bülbül dururken kargadan gül sorarsın.
Günün, suçla mı geçiyor, ibâdetle mi, bir düşün...
Gülmeler, ağlamalarda gizlidir. Ey saf ve temiz kişi, defineyi yıkık yerlerde ara.
Edepten dolayı bu felek nura gark olmuştur: Yine edepten dolayı melekler, masum ve tertemiz olmuşlardır.
Ben uzun uzadıya ilerisini düşünen aklı denedim. Bundan böyle divaneliğe vuracağım!
Alelade otlar, iki ay içinde yetişir. Fakat kırmızı gül, ancak bir yılda yetişir, gül verir.
Hastalıklar (sana) ölümden elçi olarak gelmektedir; ölümün elçisinden yüz çevirme!
Eğriyi kendinde arayan, doğruyu kalbinde bulur. Aşkına emekle yürüyen, dermanı derdinde görür.
Her şeyi, zıddıyla anla!
Dün gece bir yıldızla sana haber gönderdim. "Benden o ay yüzlü sevgiliye selamlar götür!" dedim. Secde ettim de dedim ki: "Bu secde, göğsü güneş gibi parlayan güzele, harareti ile taşları bile altına döndüren o sevgiliyedir." Göğsümü açtım, yaralarımı gösterdim. "Hiç acımayan, kan dökmekten zevk alan o sevgiliye durumumu anlat, benden haber ver!" dedim...
Allah yolunda ekmek verirsen sana ekmek, can verecek olursan can verirler.
Ey çaresiz aşık! Bir bak bakalım senin değerin ne kadar?
Allah'ın zatına and olsun ki kötü yılan bile kötü arkadaştan yeğdir. Çünkü kötü yılan, insanın yalnız canını alır. Kötü arkadaşsa insanı cehenneme sürer, orayı adama durak eder.
Yarasa, güneşe göremez. Görüyorum dese bile gördüğü güneş değildir.
Kiminle dostluk ettiğinize dikkat edin. Zira bülbül güle, karga çöplüğe götürür.
Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun.
Sen ört ki, senin de ayıbını örtsünler.
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Aşka yanmalı can dediğin. Ya canan olmalı yada canını almalı. Yar diyemezsin ki herkese içindeki yaran olmalı... Herkesin de bir yüreği vardır amma yürek dediğin bir başka yanmalı.
Münafık kişilerle dost olmanın şomluğu mümini de onlar gibi çirkinleştirdi, asileştirdi.
Söz, dinleyene göre söylenir; terzi elbiseyi adamın boyuna göre diker.
Herkes kendi zannınca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı.
Hakikat, Yaradan'ın elinde bir aynaydı, düştü ve paramparça oldu. Herkes eline bir parça alıp baktı ve hakikati bulduğunu sandı...
Aşk bir uçurumdan düşmek gibi bir şey işte bu yüzden sevgili'ye 'yar' denir...
Ten elbiseye benzer. Elbiseye yapışıp durma, koş da diken ustayı ara.
Aşk nasip işidir hesap işi değil. Aşk adayıştır arayış değil. Sen adanmış ve yanmışsan bu uğurda aşk sana uzak değil!
Toprakta biten güller solar gider. Gönülde biten güller ise kalıcı ve hoştur.
Sevgilinin değeri onu sevenin sevgisi ile ölçülür.
Ayık olmayan kişinin her söylediği söz -dilerse tekellüfe düşsün, dilerse haddinden fazla zarafet satmaya kalkışsın- yaraşır söz değildir. Eşi bulunmayan o sevgilinin vasfına dair ne söyleyeyim ki? Bir damarım bile ayık değil!
Senin o Ömr-ü Bâkîden hiç haberin yok... ÖLÜM sekerâtı uyandırmadan evvel UYAN!
Her şeye canını sıkma ey gönül, Ne bu dertler kalıcı, Ne de bu ömür.
Allah, yardım etmek dilerse bize yalvarmak ve münacatta bulunmak meylini verir.
Gençlerin aynada göremediklerini, yaşlılar bir tuğla parçasında okurlar.
Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
Arslan'ın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.
Onun güzel yüzü parıldayınca, artık başka güzellerin güzelliği kalır mı? Onun güneş gibi ışık saçan yüzü, başka güzellerin güzelliğini söndürür...
Genişlik, sabırdan doğar.
Ya tam açacaksın yüreğini, ya da hiç yeltenmeyeceksin! Gerisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin.
Altın ne oluyor can ne oluyor inci mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.
Ten kafese benzer; Girenlerin, çıkanların, insanla dostluk edenlerin aldatmasıyla can bedende dikendir.
Ey oğul! Eğer gözünü açarsan hilm suyunun da, hışım ateşinin de Hakk'tan olduğunu görürsün.
Dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
Mesnevi'den ders (öğüt) aldım, oldum Mevlana gibi. Uçsuz ummana daldım, Yüzdüm Mevlana gibi. - Mesneviden Ders Aldım (İlahi)

İlgi Çeken Sayfalar :