Dokunaklı Sözler


Bu sayfada dokunaklı sözler bulacaksınız. Sayfa içeriği; en dokunaklı sözler, dokunaklı sözler kısa, güzel dokunaklı sözler, sevgiliye dokunaklı sözler, anlamlı dokunaklı sözler, çok dokunaklı sözler

Ağlayınca geçmiyordu acılar. Bende öldüm geçtim...

Ölümsüz aşk olur mu hiç? Bir kayıp verilmeli sevdaya. Ben acı çekiyorsam sen de içimde ölüyorsun mesela...

İnsanlar gösterdiğiniz nedenlere içtenliğinize ve acılarınızın ağırlığına ancak: Siz öldüğünüzde inanırlar.

Ölüm bile üzerinden zaman geçince eskir. Geçmeyecek diye yanıp tutuştuğunuz acılar eskir aşklar eskir gidenler eskir dönenler eskir...

Büyük seven kalbin acısı küçük olmaz...

Kalbimi sağır edercesine sessiz çığlıklarım var benim. Ve artık gülme engelliyim. Rimeli akmış yalnızlıkların koynunda sevişiyorum. Öpebilir misin sen bedenimden önce günyüzü görmemiş acılarımı...

Öyle bi aşk acısı çeken bi toplumuz ki dilencimiz bile para isterken Allah sevdiğine kavuştursundan başlıyor lan...

Bazıları gitmeyi bile beceremiyor. Ya anısı kalıyor ya acısı...

Herkes birbirine sığınıyor bu devirde. Aşk acıya acı gözyaşına ben sana sen ona. ÖYLE İŞTE...

Üzülme alıştım ben acı çekmeye. Bir renk olsam Allah kesin siyah olarak yaratırdı beni...

Tarifi kifayetsiz bir acının sessiz direnişçisi gibi yüreğim. Sensizliğe devrim yapasım var...

Sevdiğinizi belli etmeyin... Acıtmadan bırakmıyorlar....

Birtek kurşun çaredir bu acıya! Rabbim sen bu kulunu bagışla. Bedenim çürürken bu kara toprakta ruhum seni bekleyecek buralarda...

Canım sıkıldığı için mi böyleyim yoksa gerçekten acı mı çekiyorum bilmiyorum...

İyi bir şair değilim ama iyi fotoğrafçıyımdır. Çok güzel acı çekerim...

Aşkın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır merkezinde ya da dışındasındır hasretinde. - Elif Şafak Aşk

Ve bütün göndermeleri yapıyorum yokluğuna. İnim inim inleyen satırlarımda acıların koyduğu yerdeyim...

Beynimde cevabı ölüm olan bir soru; Aşk yalan ise yüreğimdeki acı niye gerçek?

Beni bana emanet ettiğin gibiyim. Ne gözlerime göz değdi ne yüreğime ateş. Seni acılarımın içinde canım gibi saklıyorum...

Sen aslında gitmedin öyle değil mi? Eskisi gibiyiz hala hala çocuklar gibi; herşey şakacıktan...

Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sarıyorsun yaralarımı hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra.

Aşk bir bakıma sobaya dokunmak gibidir. Bir defa yanarsın izi kalır. Sonra yanına yaklaşırsın ama bir daha asla dokunmazsın.

Sana öyle muhtacım ki telefondaki sesine erkeğim diyen diline seni seviyorum diyen kalbine.. Sana öyle muhtacım ki o ufacık ellerine bana öyle bakan dokunmaya kıyamadığım tenine...

Aşk kaçmaktan çok kovalamak görmekten çok özlemek gitmekten çok beklemek dokunmaktan çok düşünmektir. Ve aşk öyledir ki nerde imkansız varsa onu seçer.

Şimdi kelebeğin kanatlarında yazılı adın dokunsan silinecek; dokunmasan ölecek...

Yağan bir kar tanesi gibi; Camdan bakınca çok masumsun yaklaşınca soğuksun dokunursam; erirsin...

Bir soluk kadar yakın yıldızlar kadar uzak derler sevgi için. Uzanırsın yetişemez yetişirsin dokunamaz dokunursun vazgeçemez vazgeçersin ama unutamazsın.

Zormuş SEVMEK.... Adını koyamamak.... Benim.... Diyememek... Hep yakın hissedipte hiç yakın olamamak. Ne zormuş sevgiliye bir el uzatıpta yavaş yavaş geri çekmek mecburen.... Ve ne zormuş ona dokunup kokusunu hissedememek...

Bilirmisin ne zor ıslak gözlerle uyumak? Dokununca kanayan bir kalp taşımak? Hasret dolu gözlerle etrafa bakmak? Ve bilirmisin ne zor bu hayatı sensiz yaşamak?

Dokunsalar dökülür kalbim özetle budur halim. Bakma dosta düşmana karşı güçlü göründüğüme.

Dokunma günah sinmiş ellerinle. Ben aşkı en 'HELAL' haliyle sevdim.... harama karışmasın diye senden geçtim!

Elbet bizde biliriz lafı en inceden dokundurup içini acıtmasını....Lakin kıyılıyoruz. Ama kıyamıyoruz sevdiklerimize....

Sevgili Dost; Yorgun bitkin ve çaresizim... Uzat o pamuktan da yumuşak gülden de narin ellerini.... Dokun sıkıntılarıma tuz buz olsunlar...

Suskunluğuma isim koy kaba harflerle. Öl de yıkıl de gel deme! Ben sükut-u hayal derim derin sessizliğime. Suskunluğuma bir perde çek kalın örtülerle. Parmaklarını dudaklarına götür sadece sen de ben de ama biz deme! Biz dokunur derin sessizliğime...

Sana kim dokunduysa ona git diyecem de dünya turu atmandan korkuyorum...

Aşk kalpten, dost sırttan vurur! Kalbin iyileşir ama sırtın hep kambur kalır...

Sen kasırgalara dayandın. Rüzgarlara mı yıkılacaksın? Başka çaren yok YÜREĞİM... Dosta düşmana karşı dimdik ayakta duracaksın...

Bir damlacık gönlümde dağlardan büyük hüzün vardı... Sustum, bittim, öldüm kimse anlamadı...

Şu iflas etmiş dünyada, en geçerli para birimi; kendin gibi bir insanla paylaştığın duygulardır.

Kırılgan bir çocuğum ben. Yüreğim cam kırığı. Bütün duygulardan önce. Öğrendim ayrılığı. Saldırgan diyorlar bana. Oysa kırılganım ben. Göz yaşlarım mücevher....

Bıçağı en sevdiklerin vurabilir en derine, gerisi sıyırabilir ancak...

Kötü gün dostu diye bir şey varmış... yalan! Karanlıktaysan gölgen bile seni yalnız bırakır...

Doğmayan kızımızın adı mı? ''Hüzün'' olsun...

Her iyi niyetimin ardından üzülüyorum, olmuyor! İnsanım işte, duygularıma yeniliyorum.

Yarın hiç bitmeyen bir umuttur... Herkesin beklediği bir yarını vardır. Kiminin ki gelir kiminin ki hiç gelmez. Ama umut edilen her neyse güzel bir duygudur...

Ancak bildiğim bir gerçek var ki... Sahte olan her duygu ve davranış aslından uzaklaştırır insanı...

Bir tane bile düşmana ihtiyaç duymayın bu devirde. Sırtınızdan vuracak onca dostlarınız varken...

Yaşamak dedikleri bu işte! Ne yaparsan yap, önünde kader, arkanda keder. İkisinin toplamı bir ''hayat'' eder...

Birsürü Dostunun İçinde Elbet Düşmanın Çıkacak, Ama Kim Bilir Belki Onca Düşmanın İçinde Seni Bir Dostuk Vuracak...

Her insan bir kere sırtından vurulur bu hayatta. Çünkü: Her kardeş, her dost, her sevgili bir parça. vicdansızdır....

Kahve gibi olmalı insan. Kahve gibi dostları! Bir de onlar az olur ama damaktaki tatları hiç unutulmaz...

Sevgili Dost; Yorgun, bitkin ve çaresizim... Uzat o pamuktan da yumuşak, gülden de narin ellerini.... Dokun sıkıntılarıma, tuz buz olsunlar...

Birisine çok güvendiğinizde; iki şey olur. Ya ömür boyu bir dost kazanırsınız, ya da hayat boyu bir ders...

Hüzün, Yağmur, Yalnızlık... Tüm malzeme hazır. Yaz bir şiir; Harcınıda sağlam karıştır ki, tutsun ayrılık!

Şu an üzerimde sadece ince bir hüzün var.... Ve ben üşüyorum...

Akşamıma hüzün karıştıran kadın. Çayın bensiz acı olsun...

Artık bende bağımlıyım. Eroin gibi işledin damarıma. Seni görmesem, sesini duymasam, komaya giriyorum...

Sadakat denen ölümsüz duyguyu sadece gelip geçici aşklarla anıyoruz ne yazık...

O kadar kirlenmiş dostlarım var ki, arkasına geçip beni yıka yazasım var...

Ruhumuz, hüzünlü ve kırgın. Bazılarımız hâlâ gülmeyi gurur sanıyor...

SIZLIYOR BE ANNEM.... AŞK DEYİNCE KALBİM, DOST DEYİNCE SIRTIM...

Suskunluğuma isim koy kaba harflerle. Öl de, yıkıl de, gel deme! Ben sükut-u hayal derim derin sessizliğime. Suskunluğuma bir perde çek kalın örtülerle. Parmaklarını dudaklarına götür sadece, sen de, ben de, ama biz deme! Biz dokunur derin sessizliğime...

Nehir gibidir insan; Sadece yüzüyle bilinir. Derininde ne saklar, Yüreğinde neler akıp gider, Söylemez sessizce akıp gider...

Senin Kimin Kimsen Yok mu Keder? Benim Bildiğim Misafirlik Dediğin, Üç Gün Deyince Biter!

Yakışmıyor cepheyi terk edişin, mert dayanır namert kaçar sevdiğim. Fazla sürmez hatanı fark edişin. Hüzün eken, hüsran biçer sevdiğim...

Sahte dost: sabun gibidir elini yüzünü temizler ayağını kaydırır...

Duygular eceliyle ölmez. Vardır illaki bi şerefsiz katili...

Ben yıkılmış dünyamın içinde kazazedeyim! Senin sayende hayatımdaki göçük duygularımın altında can çekişiyorum...

Dalga Geçerim Ama Kırmam. Ciddiye Alırım Ama Takmam. Çevremde Bir Çok Arkadaşım Olabilir Ama Hepsini Dostum Yapmam!

Şimdi sana şiir yazacaktım. Vazgeçtim! Yüreğin yaşamadığına, edebiyat ne yapsın?

Oduna, Bıçakla Bir Kalp Yapabiliyorsun Ama Bazı İnsanlara Ne Yaparsan Yap Bir Kalbi Olmuyor, Odun Bile Yanında Duygulu Kalıyor!

Bir gün uğrarsan sol göğsümün altındaki kente. Hüzünlü bir sesle: BURALAR ESKİDEN HEP BENİMDİ diyeceksin kendine!

Ceset taşıyan bir ambulansın siren çalması kadar anlamsız hayatım. Morga ölü yetiştiriyor sanki duygularım...

Ben 'ACILARIMLA' Dostluk Kurdum...

Sahte Dost SABUN GİBİDİR Elini Yüzünü Temizler AYAĞINI KAYDIRIR !

Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin. Benim tek derdim yere düşen edebinize takılmamak...

İnsanın zor günlerinde yanında dostlarının olması ne güzel. Teşekkürler terlik, çay, kahve, müzikler, yemekler, bilgisayar ve aynam...

Çok Konuşmak Dostluğu Bozar, Lüzumsuz Konuşmak Ayıpları Açar, Acı Söyleyenden Dostlar Kaçar.

Hani, diyorum ki, insanın gerçekten mükemmel bir dostu olsa.... Ona, şöyle, içine sindire sindire, kocaman bir sarılsa....Yüreklilikle...

Alt yapısı olmayan bir şehir gibiyim. Ne zaman hüzünlensem gözlerimi su basıyor. Ve ne zaman seni düşünsem, kalbimin trafiği aksıyor...

Derin uyu, ölü sansın yanındaki! Uykuların, yüreğim gibi derin olsun geceleri. Ölü gibi soğu, soğuktan ölür gibi yum gözlerini. Tıpkı benim gibi!

Acılarımı güncelliyor, aklıma gelince gülüşlerin...

Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir. - Hz. Mevlana

Sonra duvara yumruk attım. Elin acısından, yüreğimin acısını duymayım diye...

Her acı yürekten yüze çizgi çeker....

Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır. - Hz. Mevlana

Dayanır Canım Acılara, Söylemeyin Anneme...

Dünya güzel olsaydı doğarken ağlamazdık, yaşarken temiz kalabilseydik ölürken yıkanmazdık...

Tabutumun arkasından çığlık çığlığa ağlıyacak tek varlıksın annem...

Huzurun olmalı biraz, ve seni güçlü kılacak kadar acın. Sana garip gelecek ama; insanlara aldanmayacak kadar taş kalpli olmalısın...

Görmezden geliyorsun hep. Gözlerini çekme benden. Sabıkalı bir namlu gibi doğrult yarama ve ateşle. Sadece sen kanat ömrümü, sen acıt. Ve sen sar yine yalnızlığımı...

Gerçek aşk öyle bir derttir ki ona yakalanan bir daha asla derman bulmak istemez. - Hz. Mevlana

Bazı insanlar çok uyur mutsuzluğu daha az hissetmek için...

Oysa ne çok ağladım ben bir damla yaş dökmeden...

Ömür boyu kalır mısın yanımda? Yoksa ölüm boyu kahır mısın hayatıma? Canıma et misin? Canımdan etmeye sebep mi?

Aşk acısı taşımayan yürek ya deliye aittir ya ölüye. - Hz. Mevlana

Aramızda yaş farkı vardı. Şüphesiz, ben daha çok ağlamıştım...

Uzaklık deyip de dert ettiğin nedir ki sevgili. Biz Yaradan'ı da görmeden sevmedik mi? - Hz. Mevlana

Acıyla başa çıkabilirdim belki. Seni bana hatırlatanlar olmasaydı...

İnsanın yaşı kaç olursa olsun. Ağlarken hep kimsesiz bir çocuktur...

Tekrar tekrar seni düşünüp acı çekmemek için, kendi düşüncelerimin katili oldum ben...

Acı suda tatlı suda berraktır. Sakın görünüşe aldanma. Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hal ehli olandır. - Hz. Mevlana

Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır...

Gülüşlerim; Acılarımı örtmeye çalışan ağır işçilerdir....

Ben küçüktüm. Önce onunla tanıştım, sonra acısıyla. Büyüdüm...

Sabır ağrıları dindiren acı bir ot gibidir. Hem can yakar hem de tedavi eder. - Hz. Mevlana

Elbet bizde biliriz lafı en inceden dokundurup, içini acıtmasını....Lakin kıyılıyoruz. Ama kıyamıyoruz sevdiklerimize....

Gel gitlerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin? Hüzün olgunlaştırır. Kaybetmek sabrı öğretir. - Hz. Mevlana

O gitti bir daha dönmez artık. Bilmez acı çektiğimi, bilmez onsuz hayallerde yaşadığımı, bilmez yüzümdeki gülücüklerin sahte olduğunu...

Dost; acı söyleyen değildir. Acıyı tatlı söyleyebilendir. - Hz. Mevlana

Son bir kez gördüm; dibimi, sonumu, mutsuzluğumu. Hangi birini yeneyim? Dibi mi, sonu mu, mutsuzluğu mu?

Bunca çığlık ve acı boşuna değildir gecelerde. Güneş, kolay doğmuyor elbet, karanlığa mahkum edilmiş yüreklerde...

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir. - Hz. Mevlana

Kardeşim dedim; acılarıma da kardeş olur musun?

Kendi Yüreğimin Gurbetinde Üşüyorum! Bana Biçilen Mutluluk Oyununu Oynuyorum. Yorulsamda Yürüyorum, Ağlasamda Gülüyorum...! Şu Hayatta Belkide En Çok İhtiyacım Olan Şey, Sahte Olmadan Gülen Bir Yüz. Yalanı Olmadan Seven Bir Kalp...

Ve bütün göndermeleri yapıyorum yokluğuna. İnim inim inleyen satırlarımda, acıların koyduğu yerdeyim...

Gece her şeyi örtermiş. Örterde, yürek acısının üstünü açar...

Eğer sevmediğin kişilerin yüzüne bakmak zorundaysan ve istesende kaçamıyorsan; gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun demektir...

İnsanı tanımak için tüm gücünüzü verin ama tüm sevginizi vermeyin. Çünkü onları tanımaya başladıkça verdiğiniz sevgiye acıyacaksınız.

Geceyi yaratmasaydı Allah, bu millet kazanma hırsından kendini helak ederdi. Sıkıntılar gecedir. Dinlen, kederlenme. Sabah elbet olacak. - Hz. Mevlana

Ve çay dedi ki; madem içmeyecektin beni, acıma şeker katıp neden karıştırdın içimi...

Evet! Bende iki yüzlüyüm. Önünde gülüp arkandan ağlıyorum...

Ruh yara aldı mı bir kere durmadan acı yürür bedene. Et acır, kemik acır, kan bile acır...

Ağlamıyorum ben. Hani adet gereği yıkarlar ya ölüleri. Ben de yıkıyorum işte yanağımdaki o rahmetli gülümsemeleri.... (Perihan ERTEKİN)

Acının bana verdiği yetkiye dayanarak, yalnızların intiharını talep ediyorum...

Sadece büyük acılar çekenler mutluluğun anlamını bilirler.

Sevinçlerde, hüzünlerde misafir gibidir. Gelippp geçerrrr. - Hz. Mevlana

Sanma ki dert sadece sende var. Sende ki derdi nimet sayanlar da var. - Hz. Mevlana

Sadece çocukken güler insan, Diğerleri palavra. Çünkü insan büyüdükçe komikliklere değil, acılara gülmeyi öğrenir aslında...

İkimizde ağlıyoruz ama birbirimize değil. Bakış acılarımız çok farklı...

Acıya kahkaha atabilmek bir sanatsa eğer, ben çok pahalı bir tabloyum....

Bana bir ömür söyleyin, hemde bol acılı...

Mevlana derki: Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır, ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. Her iki yolda da, tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak.

Sen yokken kaç kere denedim. Ölünmüyor mutsuzluktan!

Bir kadını ağlatan sığırlara, adam demekten vazgeçin. Asıl adam, kadın ağladığında dünyayı altüst edendir...

Çünkü sen vardın acılarıma tebessüm gibi...

Yara en çok avucunun içindeyse sana aittir! Sıkarsın avucunu, canın yanar... Ama senden başka kimse bilmez neden acıdığını...

Birtek kurşun çaredir bu acıya! Rabbim sen bu kulunu bagışla. Bedenim çürürken bu kara toprakta, ruhum seni bekleyecek buralarda...

İlgi Çeken Sayfalar :