Albayım Sözleri


Çoğu kişinin Poyraz Karayel adlı diziden duyduğu Albayım repliği aslında Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunlar kitabından alıntılanmıştır. Bizde sizler için en güzel albayım sözlerini bu sayfada derledik. Sayfa içeriği; albayım ile ilgili sözler, albayım ile başlayan ve biten sözler, albayım sözleri kısa, albayım aşk sözleri, tehlikeli oyunlar albayım sözleri, albayımlı sözler, içinde albayım geçen sözler
Anlamlar Albayım, bazı kelimelere sığmıyor, veda mesela...
Pasta üstündeki mumları da bir sevemedim Albayım. Hayatın böyle mum gibi eriyip gidecek mi demek istiyorlar? Ve bir yaşıma daha girdim...
Acılar albayım, bazı acıların tarifi yoktur...
Mutluluk albayım, mutluluk onun avuç içlerindeydi...
Kafam cam kırıkları ile dolu, doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun? - Oğuz Atay
Delirmek albayım delirmek... Kim bilir ne kadar güzeldir! Aklın yok bir kere. Benim başıma ne geldiyse şu aklımdan geldi zaten...
Okyanusla, gökyüzü gibiydik biz seninle. İkimizde maviydik, birlikte gibiydik. Aslında hiç birleşmemiştik. - Poyraz Karayel
Ama boynu albayım, boynu nasıl da ince yârimin. Öpsem boynu kırılacak, öpmesem kalbi...
Gri olmak çok zor albayım. Ne beyazsın ne siyah, ne iyisin ne kötü, ne gecesin ne gündüz. Hep araftasın. Her yanın puslu.Yeri göğü duman kaplamış sanki...
Ben büyümek istemiyorum sayın albayım. Diğerleri gibi olmak istemiyorum. Mutsuz olmakta istemiyorum. Ben hiçbir şey istemiyorum albayım. Hissizleştim resmen. Beni kurtar albayım. Beni bu benlikten kurtar...
Hisler Albayım. Bizi uçurumun kenarına iten şeyler hisler. Hislerimiz...
Bitiyoruz albayım. Hem de yaşanacak çok şey varken. Allah kahretsin insan anlatmak da istiyor albayım. En baştan, tekrar tekrar hiç anlatmamış gibi. Doğmak mesela, siz hiç doğumunu hatırlayan birini gördünüz mü? Göremezsiniz albayım görmezsiniz. Doğmak acı çekmektir. Doğuyorsun, bebeksin daha, ağlamıyorsun diye tokat yiyorsun. Neymiş ciğerlerimiz açılacakmış, beden eğitimi dersindeyiz sanki. Bırak açılmasın sevgili kardeşim açılmasın. Çünkü biz o ilk tokattan sonra hep ağlıyoruz. Kimsenin vurmasına da gerek kalmıyor ondan sonra. Açılan da ciğerlerimiz değil yaralarımız oluyor. Sonra da bütün dünyaya gözlerimizden değil yara izlerimizden bakmaya başlıyoruz. Film izler gibi izliyoruz başkalarının çektiği acıları. Kitap sayfası çevirir gibi de başımızı çeviriyoruz. Utandığımız için değil, hissizleştiğimiz için. O yüzden doğmak biraz da acı çektirmektir albayım. Her güzel şeyin bir sonu vardır ama o son herkes için güzel olmayabilir. Ölüm hatırlanmaya doğmaktır, yaşamak unutulmaya. Yaşadıkça unutuldum, ölünce hatırlarlar belki albayım. Bir hikaye biter bir başkası başlar, filler tepişir çimler ezilir, filmin sonunda da adam ölür. Çünkü doğmak biraz da ölmek değildir albayım. Öyle şeyler yalnızca edebiyatta olur, ölmek ölmektir. Kendi ölümün de senin değil diğer herkesin başına gelen bir şeydir. Bitiyoruz albayım. Doğmakla, ölmek arasında. Bitiyoruz...
Kafam cam kırıkları ile dolu, doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun?
Sinirimden gülüyorum albayım. Çünkü sinirlerim artık gülmek için kafamın neşelenmesini beklemiyor. Bu karamsar beyinden bir kahkaha çıkmayacağı için, artık ben gülmüyorum, sinirlerim gülüyor. Hepsi bağımsızlığını kazandı albayım.
Ben vedaları sevmem albayım. Hiç gitmesin insanlar. Hele gelmemek üzere giderlerse, çok üzülürüm albayım, dayanamam...
İnsan cehennemden korkarken onu içinde taşıdığının ne zaman farkına varır albayım? Ya da varmasın. Çok üzülür sonra. Zaten insan hiçbir yere varmasın. Ulaşınca kaybetmekten başka olanağı kalmıyor ki insanın.
Hayat talimlere benzemiyor, albayım. Gerçek mermiler insanı yaralıyor...
Bedenim bir hayli yorgun, ruhum ise emekliye ayrıldı. Ben bu hayat için fazla ölüyüm albayım.
Bütün hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. Artık ne olacaksa olsun istiyorum.
Gözleriniz çok ses çıkarıyor, albayım...
Ben artık biraz çöktüm albayım.
Siz bilmezsiniz albayım: İnsanlık tek başına kollarımda can verdi. Yanında kimseler yoktu...
İnsan bazı güçlüklerden, ancak onları unutmak suretiyle kurtulabiliyor albayım.
Hep başkaları mutlu oldu. Artık bizde mutlu olalım, mutlu olalım albayım...
Ben değişmedikten sonra albayım, sözlerin ne önemi var?
Dünya çirkin, biz güzeliz albayım. Biz...
Yetmiyor albayım... Bu kalp onu sevmeye yetmiyor...
Zira... Oyuncaklarımla mutlu olduğum günleri özledim albayım...
Bahsettiği ben değilmişim albayım. Batır gemiyi...
Tarihler biter mi albayım? Biter. Benim tarihim bitti...
Geçici mutluluklar istemiyorum albayım... Beni kendimden geçirecek bir mutluluk olmasına da gerek yok. Birbirimizden vazgeçmeyelim; o bize kafi.
Oku albayım oku. Bizde, herkese yetecek kadar utanç var.
Masallar Albayım. Bu dünyada sonu mutlu biten tek şey onlar...
Herkes tarih okuyor albayım, bugüne değer veren kalmadı.
Görüyor musunuz albayım, siz de onlar gibi düşünüyorsunuz. Değil bütün gecekondu halkının, değil bu ev halkının, sizin, bir tek insanın ve bana bu kadar yakın oturan bir dostun bile ilgisini çekmeyi başaramadım. Yaşamak haram olsun bana.
Bir gün bizi de seven de olur mu be albayım?
Bitiyoruz albayım. Doğmakla, ölmek arasında. Bitiyoruz.
Ne sıkıntım, ne derdim olursa olsun albayım, gözlerime baktığı an bulutlara kadar çıkıyordum...
Velhasıl kelam, ziyadesiyle tükeniyoruz albayım... Kaybettik Albayım...
Ben ilgi görünce, hemen unuturum her şeyi albayım, biliyorsunuz.
Özür dilerim albayım başınızı ağrıttım kusura bakmayın. Velhasıl yorulduk işte. Hoşça kalın albayım...
O kaybedilmeyecek kadar değerli albayım...
Beklemek albayım. Hiç duymayan birine dünyanın en güzel şarkısını söylemek gibi.
Bu acılar bir türlü geçmiyor be albayım...
Kaybedelim albayım, kaybedelim ama önce kendimizden başlayalım.
Daha erken fakat yoruldum albayım.
Her bitiş bir başlangıç falan değildir, her bitiş bitiştir...
Fakat Allah kahretsin albayım, insan anlatmak istiyor.
Delirmek albayım... Kim bilir ne güzel şey. Düşünsene aklın yok bir kere. Beni hep bu aklım mahvetti albayım...
Aşk, albayım... Tüm dünyaya kafa tutarsın da, bir yanak çukurunda diz çöktürür sana...
Ağlamıyorum albayım... Eriyorum. Yavaş yavaş eriyorum... Biraz şansım varsa buhar bile olurum.
Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum...
Çok afedersiniz ama albayım, ben böyle yaşamak bilmiyorum.
Fakat Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: “Nasıl?” Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.
Şimdi yanımda olsaydı böyle üşümezdim, albayım...
Fakat beni anlıyor: Bütün geçmişimi anlattım ona, hep haklı çıktım. İşte böyle anlarda çileden çıkıyorum albayım: Kendimi unutup zafer sarhoşluğuna kapılıyorum.
İnsan anlatmak istiyor albayım, bir yandan da hiç konuşmak istemiyor...
Kalk albayım kalk. Kalk ki gözyaşlarım üstüne sıçramasın...
Elleri albayım. Kurak bir toprakta çiçek yetiştirmeye elverişliydi...
Bu yaşantının da sonu kötü bitecek albayım.
Çok sevdik be albayım.
Sevmiyorlar Albayım,asla bırakmam diyorlar ve bir bir gidiyorlar...
İnsana yürümeyi öğretiyorlar. Ama kimse yolu göstermiyor be albayım.
Ah be albayım, neden bu kadar acımasız olur insanoğlu?
Anlamlar Albayım. Bazı kelimelere sığmıyor. Ayrılık mesela... Sevenlerin sınavı diyebilir miyiz?
Velhasıl yorulduk albayım.
Gönlüm geniş ama odalara yerleşecek insanlar yok ki albayım...
İnsan abartarak sevmiyorsa, hiç sevmesin daha iyi...
Gençliğimi çaldılar albayım, gençliğimi çaldılar!
Kadınlar albayım, kadınlar. Ben onları çok kıskanıyorum ya. Sevdimi tam seviyolar, nefret edince tam ediyorlar. Hiç birşeyi eksik yapmıyorlar.
Üzülmedim albayım zaten hiç benim olmamıştı ki kalbi...
Kötülük albayım, kötülük. Her insanın içinde var diyorlar.
Sevmek her şeye yetmiyoruş Albayım...
Kabullenmek albayım. Kabullenmek çaresizliğin en son evresi...
Benim hevesimi küçükken kırdılar albayım. Sonra kırık çıkıkcıya götürdüler yanlış kaynadı. Hayatım boyunca yanlış şeylere hevesettim durdum...
Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.
Öyle büyümüş ki içimizde ki yalnızlık, sevilmeyi beklerken beklemeyi sevmişiz. Sahi beklediğimiz umut ettiğimiz şeyler bir gün gerçekleşecek mi?
Bunlar uyku değildi Albayım, çünkü Onsuz uyanıyorum...
Bilemezsin Albayım bilemezsin. Bizim kaderimiz bu, anlamını bilmediğimiz kelimeleri yaşamak.
Kelimeler, albayım, bazı anlamlara gelmiyor... Anlamlar, albayım, bazı kelimlere sığmıyor...
Karım güzel değildi albayım. Ben de değildim. Fakat,nasıl anlatsam, "benim" karımdı...
Nerden başlıyorduk? İlk önce seviyor muyduk? Yoksa ilk önce güveniyor muyduk?
Biz nereye baksak orası karardı albayım. Göğe baktık ay kayboldu, yıldızlar düştü...
Sandığımız gibi olmadı bazı şeyler albayım, kandırmışız kendimizi...

İlgi Çeken Sayfalar :