Ağlatan Sözler


Bazı sözler vardır söylendiğinde insanın yüreğine dokunur, insanı ağlatır. Sevgiliye söylendiğinde ise sevgiliyi ağlatır. Çünkü duygu yüklüdür bu ağlatan sözler. İşte bu sayfada en güzel duygu dolu ağlatan sözler bulacaksınız. Sayfa içeriği; ağlatan sözler kısa, acı, damar, çok ağlatan sözler, kısa ve öz
Sonra çay bize bir gerçeği daha öğretti! Bekleyen her şey soğur, acır ve bayatlar...
Bir bavul dolusu cümle var defterimde. Sen yollarına 29 harfle acı döşeyen bir şahsa 'yara' değil de 'yar' diyebilir misin?
Birtek kurşun çaredir bu acıya! Rabbim sen bu kulunu bagışla. Bedenim çürürken bu kara toprakta, ruhum seni bekleyecek buralarda...
Beni bana emanet ettiğin gibiyim. Ne gözlerime göz değdi, ne yüreğime ateş. Seni acılarımın içinde canım gibi saklıyorum...
Ölümsüz aşk olur mu hiç? Bir kayıp verilmeli sevdaya. Ben acı çekiyorsam, sen de içimde ölüyorsun mesela...
Bunca acıyı çekmez hiç kimse ve bunca ölümden kolay dönüImez bu kadar sevmeyince...
Kırık dökük gözyaşları var yüzümde. Sildikçe artıyor, durdukça acıyor...
Dayanır Canım Acılara, Söylemeyin Anneme...
İnan Benim İçime Attıklarım, Senin İçine Aldıklarından Daha Çok Acıtır Canını...
Bir insan acıdan delirdiğinde, diğerleri onun acısını değil, deliliğini görürler...
Canım sıkıldığı için mi böyleyim, yoksa gerçekten acı mı çekiyorum bilmiyorum...
Ölüm bile üzerinden zaman geçince eskir. Geçmeyecek diye yanıp tutuştuğunuz acılar eskir, aşklar eskir, gidenler eskir, dönenler eskir...
Bunca çığlık ve acı boşuna değildir gecelerde. Güneş, kolay doğmuyor elbet, karanlığa mahkum edilmiş yüreklerde...
Evet acı çekiyorum senden sonra, ama unuttuğun bir şey var. Çektiğim her acı beni değil, içimde ki seni öldürmekte!
Adaletsiz koca dünya yine olan bana oldu, aşk ateşi, yar acısı dönüp durup beni vurdu!
Çok gülüyorsun bu aralar. diyorlar. "Saklayacak çok acım var." diyemiyorum...
O gitti bir daha dönmez artık. Bilmez acı çektiğimi, bilmez onsuz hayallerde yaşadığımı, bilmez yüzümdeki gülücüklerin sahte olduğunu...
Ruh yara aldı mı bir kere durmadan acı yürür bedene. Et acır, kemik acır, kan bile acır...
Canımı acıtsalarda... seni hatırlattıkları için iyi ki varlar!
Doğruyu söylemek gerekirse, hayatım acı bile vermeyen upuzun bir sıkıntıdan ibaret!
Ben sevmeyi beceremedim, belki de sevilmeyi. Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı...
Ağlayınca geçmiyordu acılar. Bende güldüm geçtim...
Her acı, her sızı, geç de olsa bir gün geçer elbet. Kalan hayat, birilerinin dediği gibi devam eder: Sen sağ, ben selamet.
Gözyaşıma senin acın karıştı...
Elimde acının resmi var, ücreti peşin ödenmiş...
Artık sarılsan da geçmez acım. Teninden başkasının kokusu gelir, daha çok yanar canım!
Bazıları gitmeyi bile beceremiyor. Ya anısı kalıyor, ya acısı...
Çünkü sen vardın acılarıma tebessüm gibi...
Ve bütün göndermeleri yapıyorum yokluğuna. İnim inim inleyen satırlarımda, acıların koyduğu yerdeyim...
Ben böyle yaşıyorum işte. Bir şeylerin anısıyla, bir şeylerin acısıyla...
Ağlamıyorum ki! Kurban olurum dediğin gözlerimin bebeklerinde çatlak var. Kan sızıyor her gece "sol köşemden" ömrüne! Hiç mi için acımıyor söylesene...
En acı ölüm şekli; sen yetmezliğinden sonra gelen özlem bitmezliğiymiş...
Tekrar tekrar seni düşünüp acı çekmemek için, kendi düşüncelerimin katili oldum ben...
İçim yanıyor anne! Saçımdan tırnağıma kadar. Zehir zemberek bir acı. Aynen küçükken şımardığımda ağzıma sürdüğün biberin tadı...
Acıyla başa çıkabilirdim belki. Seni bana hatırlatanlar olmasaydı...
Görmezden geliyorsun hep. Gözlerini çekme benden. Sabıkalı bir namlu gibi doğrult yarama ve ateşle. Sadece sen kanat ömrümü, sen acıt. Ve sen sar yine yalnızlığımı...
Gece her şeyi örtermiş. Örterde, yürek acısının üstünü açar...
Üzülme alıştım ben acı çekmeye. Bir renk olsam, Allah kesin siyah olarak yaratırdı beni...
Ve bazen göz kapaklarımı, acıdan açamadığım oluyor...
Tarifi kifayetsiz bir acının, sessiz direnişçisi gibi yüreğim. Sensizliğe devrim yapasım var...
Ben küçüktüm. Önce onunla tanıştım, sonra acısıyla. Büyüdüm...
Bana bir ömür söyleyin, hemde bol acılı...
Gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız, göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır...
Acının bana verdiği yetkiye dayanarak, yalnızların intiharını talep ediyorum...
Acılarımı güncelliyor, aklıma gelince gülüşlerin...
Şehirlere sığmayacak acıları, küçücük odalarda çekiyoruz...
Ve çay dedi ki; madem içmeyecektin beni, acıma şeker katıp neden karıştırdın içimi...
Keşke seninle biraz mümkün olabilseydik. Bu kadar imkansızlık canımı acıtıyor...
Herkesin cehennemi farklıdır. Sadece alev ve acıdan oluşmaz. Asıl cehennem, yolunda gitmeyen hayatındır...
Kalbimi sağır edercesine sessiz çığlıklarım var benim. Ve artık gülme engelliyim. Rimeli akmış yalnızlıkların koynunda sevişiyorum. Öpebilir misin sen bedenimden önce günyüzü görmemiş acılarımı...

İlgi Çeken Sayfalar :