Ağlamak ile ilgili sözler


Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan kuvvetin son bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o iktidarın da yok olduğu vakitlerdir ki; onun yerine geçen tesirli bir sükûnet, en şiddetli elem gözyaşlarından daha gönül yakıcıdır. İnsan saatlerce sebepsiz ağlayabilir. Bir sebep aramaz kendine hıçkırarak ağlamak için. İçli bir türkü, işlenen bir günah, kaybedilen bir yakın bahanesi olabilir. Öyle bir ağlamadır ki bu, bilir insan kendini.. Gözyaşları bile dolu dolu akar gözünden. Bozuk musluk gibi ince ince sızdırır. Dolar, doldukça taşar. Daha fazla dolduğunda hıçkırarak ağlar. İnsan bu dünya için hep bir dirhem fazla olduğunu anladığında ağlar... Dünya, gülünecek bir yer değil vesselam... Evet sevgili dostlar bu sayfada ağlamak ile ilgili sözler bulacaksınız. Her zaman en güzel sözler ve cümleler için guzelcumleler.com sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Sevgiyle...

Kızlar babalarından en çok bi odaya kapanıp ağladıklarında nefret eder.

İçimde çok büyük bir ağlamak var. Bir ağaç altında oturarak, hem kendime hem bütün insanlara, hem kurda kuşa ağlamak istiyorum. - Nazan Bekiroğlu

Ben, canımı çok yaktığın gecelerde bile sana sarılıp uyumak istedim, hiç bilemedin...

Sinir krizinin ardından gelen sakinlik, ağlarken uyuyakalmak, ellerinden kanlar akması... Ve inanın ki bunlar insanı sessiz, sakin biri yapıyor. Hem de hiç olmadığı kadar sakin.

İnsan seviyorsa iki şeyi asla yapmaz. Ağlatmaz ve aldatmaz. Çünkü aldatmak insan onuruna, ağlatmak ise insan yüreğine yapılmış en çirkin saldırıdır.

Kirpikleri ıslakken gülümsedi kadın, bunun acısı tarif edilemezdi...

Gözyaşlarını yumruk gibi sıkan insanlar olduk biz, acımızı savaşırcasına yutkunan...

O yolda beraber yürürüz sanmıştım. O yürüdü, ben kaldırımlarda ağladım...

Gece boyu onu ağlayarak bulutlara anlatmışsın da, bulutlar dayanamayıp bugün sana eşlik etmiş gibi...

Erkekler ağlamaz diyen, seni tanımamış meğer...

Yanaklara mendil olan omuzlara n'oldu?

Ağlayarak yaşadığınız anları, gülerek anlattıktan sonra ardından gelen durgunluğu, çaresizliği siz nerden bileceksiniz?

Başkasıyla gülebilirdim, ama ben senin omzunda ağlamayı yeğledim...

Ben geceleri çok ağladım Allah'ım. Ama sen yine de affet onu.

Bir kadını sabahın 5'inde kalkıp gözyaşlarıyla yüzünü yıkayacak kadar çaresiz, sevgisiz bırakmayın beyler...

Güçlü güçsüz herkes ağlar, için için, oluk oluk. Dalmışsın uzaklara, gözlerin donuk. Bekliyor ağlamanı içindeki çocuk.

Zor be sevgili... Gecelere seni ağlamak, gecelerce seni ağlamak inan çok zor...

İyi şeyler gerçekleşmeyecek. Mesela biz bir daha karşılaşamayacağız. Ve sen beni ağlattığınla, ben de seni başkalarına anlattığımla kalacağım.

En çok sana ihtiyacım varken "Kimseye ihtiyacım yok." diye ağlarken buldum kendimi. Bunu unutmam...

En son ne zaman baktın gökyüzüne? En son nezaman gülümsedin? En son ne zaman sevincinden ağladın?

Yalnızlık asılı gecede, yüzümüz ıslanıyor düşününce...

Kafam çok dolu, ne yaptığımı bilmiyorum resmen. Uyuyamıyorum. Canım acıyor. Ağlayamıyorum da. Sadece kalbimde saf keskin bir acı var. Ve aklımda birbirine dolanmış binlerce anı...

Sen öğrettin bana ağlamayı. Başıma yastık basıp hıçkırmayı...

Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz gülerim, geceleri yalnız ağlarım...

Ve adam kirpiklerine mısralar yazdığı kadını terk etti. Son bir satır döndü aralarında; Kirpikler ıslandı, adam gitti...

Ağlamamak için gözlerimi gökyüzüne devirip, ellerimi var gücümle sıktığım o anı unutmam. Her şeyi unuturum ama bunu unutmam...

Belki defalarca en güvendiğin yerden vurdular seni; Kırıldın, Kırıldığını belli ettin, Kimseye güvenemez oldun, Ağladın, Umudunu yitirdin, Yaşarken öldüğünü düşündün. Kalk ve nefes al! Sen burdasın ve hayat devam ediyor. Küllerin üstüne bas ve devam et yola bir korkusuz gibi. Cesaretli değil misin? En azından rol yap. Unutma! Daha ölmedin!..

Ben sensizdim akşamın yaklaştığı saatlerde. Kahrolursun görme ağladığımı. Başlayan düşü şafakla birlikte dağıtır, ansızın her gün batımı...

Bir umuttu yalnızlık. Bir şeyleri paylaşamamaktı belki, gözler dalıp giderken, yaralı bir serçeye, ağlayan bir buluttu belkide, belki belkilerle dolu bir hayattı bu...

Pusulası yok yaşadığım hayatın. Yüzüme hasret çarptı ağladım! Ne olur gel! Çıkar düşlerimden intiharları...

Karanlıkta ağladım, ışıkta boyadım gözlerimi. Kanlı yazılarla süsledim sensizliği...

Sen başkasına güldün ben ağlamadım. Bileklerimi değil, dileklerimi kestim sadece...

Aramızda yaş farkı vardı. Şüphesiz, ben daha çok ağlamıştım...

Bağışla anne kusurumu, yine beş para etmez insanlar için ağladım...

Ağlarla kaplı hiç bilemezsin her yanım, her sözüm, her savaşım, her yarım. Öyle zor, öyle zor, öyle zor geliyor ki her yeni gün, her yeni gün, her yeni gün, her yeni gün...

An gelir insan gülerken ağlarmış. Gözyaşları sel olup kalbine akarmış. Kahkaha bir maske derler bilrimisin? İnsan sevdiğinden ayrılınca bu maskeyi takarmış...

Kimse bilsin istemem ağlarken güldüğümü. Ben herkesten gizlerim yaşarken öldüğümü...

Bazı dertler o kadar büyüktür ki gözler ağlamaz, sadece kalbin sessizce kan ağlar...

Ağlayınca geçmiyordu acılar. Bende güldüm geçtim...

Ağlamıyorum ki! Kurban olurum dediğin gözlerimin bebeklerinde çatlak var. Kan sızıyor her gece "sol köşemden" ömrüne! Hiç mi için acımıyor söylesene...

Ve ben o gece içim sökülene kadar ağlamıştım. Sen huzurlu uykularında uyurken...

Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır...

İnsanın yaşı kaç olursa olsun. Ağlarken hep kimsesiz bir çocuktur...

Kendi Yüreğimin Gurbetinde Üşüyorum! Bana Biçilen Mutluluk Oyununu Oynuyorum. Yorulsamda Yürüyorum, Ağlasamda Gülüyorum...! Şu Hayatta Belkide En Çok İhtiyacım Olan Şey, Sahte Olmadan Gülen Bir Yüz. Yalanı Olmadan Seven Bir Kalp...

Kimse bilsin istemiyorum kalbimin kırıldığını. İşte bu yüzden herkesten gizlerim; yüzüm gülerken içimin ağladığını...

İkimizde ağlıyoruz ama birbirimize değil. Bakış acılarımız çok farklı...

Çaresizim... Nereye tutunsam düşüyorum. Hayat öyle bir oyun oynadıki, Palyaçonun dediği gibi ağlayamadığımdan gülüyorum...

Tabutumun arkasından çığlık çığlığa ağlıyacak tek varlıksın annem...

Ayağı kayan bir çocuk kadar şaşkınım, bilemedim düz yolda yürümenin imlâsını. Kanayan dizlerime bakıp da ağlamayı öğrenemediğim gibi...

Eğer sevmediğin kişilerin yüzüne bakmak zorundaysan ve istesende kaçamıyorsan; gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun demektir...

Ağlamıyorum ben. Hani adet gereği yıkarlar ya ölüleri. Ben de yıkıyorum işte yanağımdaki o rahmetli gülümsemeleri.... (Perihan ERTEKİN)

Ah be hayat. Aynı ANNEM gibisin. Hem vuruyorsun Hem ağlama DiYORSUN... AĞLIYORUM iŞTE...

AYNA benim EN iyi arkadaşımdır. Çünkü BEN ağladığımda, o ASLA gülmez...

Öyle karmakarışık bir haldeyim ki şimdi; ağlaya ağlaya gülesim var...

Böyle suskun böyle üzgünsem, böyle zalim böyle günahkârsam, ben değil; beni gülerken ağlatan, yaşarken öldüren UTANSIN!

Dünya güzel olsaydı doğarken ağlamazdık, yaşarken temiz kalabilseydik ölürken yıkanmazdık...

Oysa ne çok ağladım ben bir damla yaş dökmeden...

Evet! Bende iki yüzlüyüm. Önünde gülüp arkandan ağlıyorum...

Tamam mesafeler aşka engel değil ama ben burada ağlasam senin yanakların ıslanır mi?

Soğan bile ağlatmadan kendini soydurmuyorken. Bazı kadınlar nasıl bu kadar basit anlamıyorum...

Bir kadını ağlatan sığırlara, adam demekten vazgeçin. Asıl adam, kadın ağladığında dünyayı altüst edendir...

Ağlamak pasif direniştir, gülmek aktif protesto...

Ben her yıkıntının altından kendimi kaldırmayı başardım. Her üzüntümün, kalp ağrımın, gözlerimi dolduracak kadar içimi acıtan bütün olayların varlığına bir gün alışacağımı biliyorum. Ve bunu öğrendiğimden beri bir şeye doyasıya üzülmek, hıçkırarak ağlamak nedir unuttum.

Bi hıçkırarak ağlamak çok kötüdür birde ağlayamayacak kadar acıya alışmış olmak.

Acının en zirvede olduğu anda, hıçkırarak ağlamak değil mesele.. Asıl mesele ağlarken hissettirememekte. Acı yok gibi.. Ya çok zirvede, ya da öldü içimde bir yerde...

İlgi Çeken Sayfalar :