Abdulkadir Geylani Sözleri


Abdulkadir Geylani Hazretleri, Büyük Selçuklu Devleti döneminde, günümüz İran'ının Hazar Denizi kıyısındaki Gilan Eyaleti'nde doğan âlim ve mutasavvıf olan Kadiriye tarikatının kurucusu ve İslam filozofudur. Fars veya Kürt kökenli olduğu iddia edilmektedir. Türbesi Bağdat'tadır. Bu sayfada Abdülkadir Geylani hazretlerinin en güzel ve anlamlı sözlerini ve öğütlerini bulacaksınız.
Nasibin olanı kaybetmezsin, onu senden başkası yiyemez. O başkasının nasibi olmaz. Nasibini ona hırs göstermekle elde edemezsin.
Müminin adeti önce düşünüp sonra konuşmaktır. Münafık ise önce konuşur, sonra düşünür.
Zâhir ilimleri görünen kısmın ışığıdır. Bâtın ilimleri ise görünmeyen kısmın.
Sûfîlerden biri demiş ki: "Fâsığın yüzüne ancak ârif kullar güler."
Şükrün esası, nimetin sahibini bilmek, bunu kalb ile itiraf etmek ve dille söylemektir.
İnsan Allah'a kalıbıyla değil, kalbiyle ibadet eder.
Dünya herkesi boğacak kadar engin bir denizdir.
Sûfî bâtınını ve zâhirini Allah'ın Kitabına ve Resulünün sünnetine uyarak arıtandır. O, sâfiyeti arttıkça vücud denizinden çıkar; iradesini, dilek ve ihtiyarını terkeder.
İsyanınız nefsinize, itaatiniz Rabbinize olsun.
Bidâyet sıkıntıdır, nihâyet ise sükûn.
Mürid tevbesinin gölgesinde, murâd ise Rabbinin inayetinin gölgesinde kâimdir.
Kabirleri ziyaret ediniz. Salih kimseleri de ziyaret ediniz. Hayırlı işler yapınız. Böyle yaparsanız, her şeyiniz düzelir.
Teslim ol, rahat bul.
Yakında perdeler kalkınca bindiğin at mı katır mı anlarsın.
Bir şeyi hatırlamak Allah'ı unutturuyorsa, o şey o kişi için uğursuzdur.
Derdi de yaratan O'dur, devayı da. O kendisini öğretmek için belâya mübtela kılar. Böylece hem belâ verebileceğini, hem de bunu kaldırabileceğini gösterir.
Ahireti isteyene dünyada zühd gerekir; Allah'ı isteyene ise ahirette zühd gerekir.
Kendine bir ağırlık veren kimsenin hiçbir ağırlığı yoktur.
Resulullah hariç her mahluk perdedir; Resulullah ise kapıdır.
Allah'ın takdirini O'nun aleyhine delil yapmayın; çalışın, çabalayın.
Sâlihlerin kalpleri faydayı da zararı da Rablerinden bilir.
Sahte rabler boyundan çıkarılıp atılmadıkça, sebeplerle ilişik kesilmedikçe, fayda ve zararı insanlardan bilmeyi terketmedikçe kurtuluş mümkün değildir.
Kalb dünya arzularından birine bağlı kaldığı ve geçici lezzetlerden birinin peşine takılıp gittiği müddetçe, imkânı yok, ahireti sevmiş olamaz.
Kalp Kitab ve Sünnete göre amel ederse kurbiyet (yakınlık) kazanır. Bunu kazanınca da neyin kendi lehine ve aleyhine, neyin Allah için veya başkası için, neyin de hak ve batıl olduğunu bilir ve görür.
Ey oğul, bir eline dünyayı, öbür eline ahireti al. İkisini yan yana getir. Bir yere yerleştir. Aralarından çık, Mevla'na yönel!
Müslümanlar hakkında iyi zan sahibi ol. Onlar hakkında niyetini düzelt. Her türlü hayır işi yapmaya koş. Bilmediğin hususlarda ahireti düşünen âlimlere sor.
Yolculuk, kalbin yolculuğudur. Vuslat, sırların vuslatıdır.
Ademoğlunun başına gelen her türlü belâ, Rabbinden şikayet etmesi yüzündendir.
Bütün insanlar seni kendi menfaati için ister, Allah ise seni senin menfaatin için ister.
Rabbinizin kereminden dileyin, icabet etse de etmese de O'ndan isteyin. Çünkü O'ndan istemek ibadettir.
Kulun kalbi Rabbine erince Rabbi onu kimseye muhtaç etmez.
Sevenle sevmeyen rıza halinde değil, hoşnutsuzluk halinde belli olur.
En hakiki düşmanlarımız kalbimizde yaşayan şu üç şeydir: Hırs, haset, kıskançlık.
Ârif hem dünyada, hem de ahirette yabancıdır.
Her şeyde O'nun isimlerinden bir isim mevcuttur, her şeyin ismi O'nun ismindendir.
Allah'ı bilen kimsenin O'na karşı iradesi kalmaz.
Tasavvuf yolu zâhirî ve bâtınî hükümlere riayet etmeyi ve her şeyden fânî olmayı gerektirir.
Allah'ı tanıyan O'nu sever. O'nu seven O'na uyar.
Bidâyetin zorluklarına sabrederseniz nihayetin rahatı size ulaşır.
Sâlihlerden birisine "Neyi arzu ediyorsun?" diye sorulduğunda, "Arzu etmemeyi arzu ediyorum." diye cevap verdi.
Amelinin karşılığında ödüllendirilmeyi bekleyen, muhlis değildir.
Bu işin başı Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek, son noktası ise bütün nesneler ve davranışların birbirinin aynı olmasıdır.
Dünya nefslerin, ahiret kalplerin, Allah ise sırların sevgilisidir.
Sıddîk gözünün, güneş ve ayın değil, Allah'ın nuruyla bakar.
Tasavvuf yolu sâlihleri görüp onların sohbetlerini ezberlemekle katedilmez.
Kur'an'dan, hakkında tartışarak değil, içindekilerle amel ederek faydalanın.
Sağlam bir kalp tevhid, tevekkül, yakîn, tevfik, ilim, iman ve kurbiyet ile dolar.
Ârif, Allah'a her an bir öncekine göre daha yakındır.
Ölmeden önce öl. Hem kendinden geç, hem de Allah'ın gayrı şeylerden. İşte o zaman dirilir, hakiki hayata kavuşursun.
Allah Teâlâ rızıkların taksimini bitirmiştir. Rızıkta zerre miktarı artma ve eksilme olmayacaktır.
Sûfîler ?niçin'i, ?nasıl'ı, ?yap'-?yapma'yı unutarak, kendilerini Rablerinin önüne atmışlardır.
Tövbe, yönetim değişikliğidir.
Sûfîlerin yolculukları Hakk'a kurbiyet ülkesinde son bulur.
Kalp sırra, sır da Hakk'a itimat ederek sükûn bulur.
Belâlar kula Cenab-ı Hakk'ın kapısını çalmayı öğretir.
Veliliğin şartı gizlenmek, nebiliğin şartı açıklamaktır.
Marifet ve ilim, öz ile kabuğu birbirinden ayırır.
Bâtın bilgisi, seninle Rabbin arasındaki ışıktır.
Ey oğul! Dilinle yaptığın duaya kalbin de inansın ve iştirak etsin.
Sûfîler Allah Teâlâ'nın Kendisinden başka bir şey istemezler. Onlar nimeti değil, nimet bahşedeni, halkı değil Hâlık'ı isterler.
Akıllı kimse ölümü düşünen ve kaderin getirdiğine razı olandır.
O'nu tanısaydınız, O'nun önünde dilleriniz lâl kesilirdi; kalpleriniz ve diğer uzuvlarınız her halinde edepli olurdu.
Akıllı kişi, işlerin başlangıcına değil, sonucuna bakar.
Geçim yollarının yaratıcısını unutup geçim yollarına takılıp kalan, bakiyi unutup fani ile sevinen kimse ne kadar da cahildir!
Sabredin! Hüzünsüz bir neşe ve darlıksız bir bolluk olmaz.
Zâhir fıkhını öğren, sonra bâtın fıkhına yönel.
Eğer O'nu bilseydiniz başkasını inkar eder, sonra da O'nun gayrısını O'nun vasıtasıyla bilirdiniz.
Sûfîler ahirete göre akıllı, dünyaya göre delidirler.
İnanmayan bir gönül, içinde kuş bulunmayan bir kafese benzer.
ünahların kötü bir kokusu vardır. Allah'ın nuru ile bakanlar bunu anlar, fakat halktan gizler, onları rezil etmezler.
Sûfîlerin geceleri gece, gündüzleri de gündüz değildir.
Nimetlere şükür nimeti artırır, zorluklara sabır işleri kolaylaştırır.
Mümin dünyada, zâhid ahirette gariptir. Ârif ise Allah'ın dışındaki her yerde gariptir.
Sabır, hayrın temelidir.
Kur'an'ın iki yönü vardır: O'nun elinde olan yönü, bizim elimizde olan yönü.
Dünya bir topluluğa, ahiret bir topluluğa sahip, Hak (c.c.) da bütün toplulukların sahibidir..
Dünya hikmettir, ahiret ise kudret. Hikmet alet ve sebeplere ihtiyaç duyar, kudret ise duymaz.
Bilgi hayat, bilgisizlik ölümdür.
Kazayı engelleyen dua, yine kazayı önlemesi mukadder olan duadır.
Kader üzerinde durup onu delil göstermemiz uygun değildir. Bilakis biz çalışır, çabalar ve ne itiraz, ne de tembellik etmeyiz.
Allah'a ancak, O'ndan başka her şeyi terkeden kimseler yaklaşabilir.
Kalp sâlih olunca dâimî zikir elde edilir ve kalbin her tarafına Hakk'ın zikri yazılır. Böyle bir kalbin sahibinin gözleri uyuyabilir ama kalbi Rabbini zikreder.
Bu ilim [tasavvuf ilmi], kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.
Şöyle denilmiştir: "Şeriatın şahitlik etmediği her hakikat zındıklıktır."
Allah'tan başka her şey puttur.
Sûfîlerden biri demiş ki: "İnsanlar hakkında Allah'a uy, Allah hakkında insanlara uyma!"
Kaderin gelmesinden rahatsız olma, onu kimse döndüremez ve kimse engel olamaz. Takdir olunan şey mutlaka gerçekleşir.
Allah'ın muhabbetinde samimi olan, ne ayıp işitir, ne de kulağına ayıp gider.

İlgi Çeken Sayfalar :